Almanlar üretici arıyor. Türkiye yeni Çin mi olacak?

Yaklaşık 2 yıldır Alman şirketlerine danışmanlık yapıyorum. Bu yaşıma kadar öğrendiklerimi bile unutturacak nitelikte bilgiye sahip oldum ve olmaya da devam ediyorum.

Çin hükümeti'nin 2020 Kasım ayından bu yana uyguladığı yüksek navlun bedeli sayesinde, birçok Alman şirketi, Çin fiyatları ile Türkiye'de üretim yaptırmak için, üreticilerin kapısını çalıyor. Son 5 ayda, en az 4 firma bana ulaşarak hedef fiyatları ile üretici aradıklarını, bu fiyatlarla Türkiye'de üretim yapılabilir mi sorusunu soruyorlar.

Almanlar üretici arıyor. Türkiye yeni Çin mi olacak?

 

Bunlardan birisi “cam ürünler”. Yılbaşından bu yana duşakabin piyasası, cam piyasası ve cam ev dekorasyon ürünleri, temperli cam ürünler konusunda çalışmalar yapıyorum. Hedef fiyatlarımız 60 kalem üründe tutuyor. Şişecam gibi dünya devi bir firmanın altında, yüksek kalitede inanılmaz bir kreasyonu üstelik Çin fiyatlarından daha uygun fiyatlarla, üstelik gümrük ödemeden, üstelik daha az navlun bedeli ile Almanya’ya ihracatını yapmaya başladık. Alıcı çok memnun elbette. Türk üreticiler de memnun. Üstelik Alman firma bu kadar yüksek kalitede ve yüksek kalitede hizmet alabildikleri için Türkiye’de depolama yatırımı yaparak, maliyetleri daha da düşürmek için kolları sıvadı bile. İzmir’den Almanya’ya haftalık sevkiyatlarla, daha hızlı bir teslimat ve daha az stok maliyetli bir iş modeli geliştirmek için araştırmalarına devam ediyor.

Cam sektöründe pandemi sebebi ile üretim düşmüş. İran camı iç piyasada oldukça fazla kullanılmaya başlamış ancak kalite yüksek değil. Devletin bu konuda bir yaptırımı da yok üstelik. Cam konusunda yeni fabrikalara, yeni teknolojilere çok ihtiyaç var. Cam işi yapan firmaların neredeyse tamamı ihracat odaklı. Duşakabin aksesuarları konusunda alüminyum ve çelik sıkıntısı çok büyük. Çin bu konuyu aşmış durumda. Daha hızlı ve daha uygun fiyatlara sahip.

Bu resim için metin sağlanmadı

Diğer bir sektör “bisiklet parçaları”. Bu konuda üretici yok. Sadece ana gövde üretimi yapılıyor. Aksesuarlar konusunda Çin’den ithal edip, montajı Türkiye’de yapılıyor. Türkiye Demirçelik fabrikaları Çin’e dünya piyasasının altında çelik üretiyor, Çin bu çeliği işleyip Türkiye dahil tüm dünyaya 3 katına satıyor. Oysa Türkiye’de Çin fiyatları ile çelık almak isteyen onlarca firma var. İyi bir programla bu konuyu devletin bir an önce aşması gerekir diye düşünüyorum. Alman firmaları koli bazında istediği bisiklet parçalarına Türkiye pazarından rahatlıkla ulaşabiliyor. Navlun ve gümrük avantajını da kullanarak, stok maliyetlerinden büyük avantaj sağlıyorlar. Oysa bu sektördeki birkaç büyük oyuncunun tek isteği montajcı değil üretici olmak. Devletin bu konuda bir an önce sistemli bir değişime destek olmasını istiyorlar. Çünkü gelecekte bisiklet en önemli ulaşım araçlarından biri olacak ve gelişmeye açık çok büyük bir sektör.

Gelelim medikal ev tekstili ürünlerine. Pandemi ile birlikte büyüyen sağlık ürünleri pazarında, kullan at ürünlerin yanı sıra, sağlıklı ev tekstili ürünlerinin de özel bir teknoloji ile üretilen, sıvı geçirmez kumaşlardan oluşan ürün gruplarında, dünya pazarın içinde Türkiye’nin yeri çok sağlamlaştı. Birçok marka doğdu ve dünya pazarında bu markalar tanınıyor, biliniyor, tercih ediliyor. Geniş ürün gamı ve kullanılan son teknoloji ile, ülkelerin sağlık otoritelerinin kabul ettiği tüm sertifikasyonlara sahip bu markalar, büyümeye devam ediyor. Online pazarlarda da satılan bu ürünler, sektörün toplu ihracat konusunda Çin bağımlılığının bir an önce giderilmesi konusunda devletten büyük beklentileri var.

Birkaç sektör daha sayabilirim isterseniz. Elektrikli el aletlerinden, canvas polyester bezlere kadar teknolojik ürünlerden, organik ev tekstili ürünlerine kadar ve son olarak da “mobilya” sektörü ile bitirelim.

Türkiye’de mobilya üreticileri mini ihracat modeli ile başlayan online pazarlarda çok büyük paya sahip olmaya başladı. Büyük markalar, bu sektörün “demonte” mobilya konusunda daha da büyüyeceğini ve özellikle avrupa pazarında büyük söz sahibi olmak için devletin birçok konuda desteğine ihtiyaçları olduğunu söylüyorlar. İthalata bağımlılıklarını en aza indirmek tek amaçları ancak, aksesuarlar için bu bağımlılıktan kurtulamadıklarını da ekliyorlar. Yatak sektöründe de durum çok karışık. Sünger ve yay için acil çözüm istiyorlar.

Durum bu şekilde ama diğer yandan Çin’li firmalar, İngiltere, Almanya ve İtalya’da depolar kurarak, getirdikleri ürünleri nakite ve hemen teslim iş modeli ile satmaya başladılar bile.

Bizim de elimizi çabuk tutmamızda fayda var. Ticaret bildiğimiz ticaretten farklılaşıyor ve kocaman bir metaforla, değişerek “yeni” bir yüze doğru hızlı adımlarla ilerliyor. Online pazarlarda yer almak, markalaşmak ve bu büyük fırsat kervanından maksimum faydalanmak için devletimizin her sektörde desteği ve üretici ile el ele hareket etmesinde çok büyük fayda var. İstihdamın artması, gelir seviyelerinin yükselmesi ve daha rahat yaşamak için devletin alacağı olumlu kararlarla dünyanın en pahalı arsasına sahip ülkemizde, sıkıntısız yaşayabiliriz.

Konu hakkında görüş alışverişinde bulunmak isteyen dostlarım beni her zaman arayabilirler. +90 542 433 43 08

Saygılarımla

Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Whatsapp İhbar