İzmir Büyükşehir Belediyesi kent ve doğayı buluşturuyor

Daha yaşanılabilir bir kent kurmak için İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer başkanlığında başlatılan, ‘İzmir Sürdürebilir Enerji ve İklim Eylem Planı’ ve ‘İzmir Yeşil Şehir Eylem Planı'nın tanıtıldığı Yeşil İzmir toplantısı düzenlendi. Toplantıda konuşan Başkan Soyer; “Kent ve doğayı bir araya getireceğiz” diye konuştu.

İzmir Büyükşehir Belediyesi kent ve doğayı buluşturuyor

Tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlenen ‘İzmir Sürdürebilir Enerji ve Eylem Planı’, ‘İzmir Yeşil Şehir Eylem Planının’ açıklandığı tanıtım toplantına İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in ev sahipliği yaptı. Toplantıya Başkan Soyer’in yanı sıra, CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel, CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan Konak Belediye Başkanı Abdül Batur, Narlıdere Belediye Başkanı Ali Engin, Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan, Dikili Belediye Başkanı Adil Karagöz ve TMMOB’a bağlı oda başkanları katıldı.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Yeşil eylem planındaki temel gayesinin İzmir’in doğal afetlere karşı dirençli bir şehir olmasını sağlamak olduğunu belirtti. Soyer sözlerine şöyle devam etti:

İZMİR ASYA VE ANADOLU’NUN DÜNYAYA AÇILAN KAPISI

İzmir; geniş deniz alanlarından, iki bin metreyi aşkın dağlara kadar uzanan sıra dışı bir coğrafya. Bu şehirde, biz insanlarla birlikte, bizden çok daha eski İzmirliler; Akdeniz fokları, flamingolar, asırlık ağaçlar ve binlerce farklı canlı türü yaşamaya devam ediyor. Ege’nin zeytini ve kuzey ormanlarının ağacı kestane, İzmir’de tek bir vadinin üzerinde buluşabiliyor. İzmir; makilikleri, doğal ormanları, denizi, sulak alanları ve yüksek dağlarıyla Anadolu’nun ekosistem çeşitliliğinin neredeyse tamamını, kendi il sınırları içinde taşıyor. Öte yandan İzmir, 4,5 milyona yakın nüfusu, hızla büyüyen sanayisi, ticaret hacmi, turizmi ve tarımı ile Türkiye ekonomisini kalbi. İzmir’in yüzlerce yıllık limanı, tarih boyunca Asya ve Anadolu’nun dünyaya açılan kapısı olmuş.

İzmir, 8 bin 500 yıllık tarihi boyunca insan uygarlıklarına yön vermiş bir dünya şehri. Bugün burada sunduğumuz stratejinin ana gayesi, İzmir’i var eden bu iki temel özelliği, ekolojik zenginliğini ve ekonomisini bir arada geliştirebilmek. Böylece, İzmir’in doğal afetlere karşı dirençli bir şehir olmasını sağlamak. Şehrimizde insanların ve tüm diğer canlıların yaşam hakkını korumak. Ekoloji ve ekonomi arasındaki karşıtlığı ortadan kaldırabilmek için geliştirdiğimiz bu stratejinin özü; alışılmış kabulün aksine, kentsel ve kırsal alanları bir bütün halinde planlamak. Kentsel tasarımın ana odağını, metropol merkezi yerine kenti ve kırı birbirini bağlayan geçiş sathına taşımak. Böylelikle, doğal afetlerin ve kentsel saçaklanmanın en ağır tahribatı verdiği kent ve kır geçiş hattını kaderine terk etmek yerine; ekoloji ve ekonominin müşterek gelişiminin, yani şehrin dirençliliğinin anahtarı haline getirmek. Bugün birbiri ile neredeyse hiç konuşmayan kentsel katmanlar arasında fiziksel, ekonomik ve kültürel bağlar kurarak, İzmir’i döngüsel şehir ilkeleriyle yönetmek.”

YEŞİL ALANLARIN EKOSİSTEM İŞLEVİ GÖRMESİNİ SAĞLIYORUZ

Şehrin doğayla uyumlu yaşam stratejisi, İklim Eylem Planı ve Yeşil Şehir Eylem Plan’lamsının hazırlanmasında dört temel adımı belirlediklerini ifade eden Soyer, dört adımı şu şekilde açıkladı:

Bunların ilki; doğanın şehre nüfuz edebilmesi. Yaşadığımız şehirler; binaları, parkları, içinden geçen dereler ve hatta yol güzergahları ile aslında pek çok başka canlı için yaşam alanı olma potansiyeline sahip. Ne var ki, aldığımız kararlar, şehrin etrafındaki doğal bitki ve hayvan türlerinin, suyun ve diğer doğal varlıkların şehrin içine nüfuz etmesini engelliyor. Ancak İzmir’de biz bunun tam tersini yaparak doğanın şehre nüfuzuyla ilgili kapsamlı bir çalışma planı uyguluyoruz. Örneğin, “doğal yeşil” projemiz ile İzmir’de, artık kent içerisindeki yeşil alanlarda; egzotik bitki türleri yerine, tümüyle Akdeniz’in ve İzmir Bölgesi’nin doğal florasını kullanmaya başlıyoruz. Park ve bahçelere, doğal floranın ekilmesini sağlayarak bölgemizdeki canlıları şehrin içine çekiyor ve şehir içerisindeki yeşil alanların da ekosistem işlevi görmesini sağlıyoruz.

İZMİR’İN DÖNGÜSEL EKONOMİSİNİ GÜÇLENDİRİYORUZ

2021’den itibaren İzmir’de ekilen ağaç türleri peyderpey, tümüyle doğal bitki türlerine dönüştürülecek. Parklarımızı, belirlediğimiz beş yeşil koridorla birbirine ve şehri çevreleyen kırsal alanlara bağlayarak doğanın şehre nüfuzunu hızlandırıyoruz. Bu ilkeyle yapımına başladığımız Mavişehir’deki Flamingo Doğa Parkı, Gediz Deltası’nın kuş türlerini şehrin içinde görebileceğimiz benzersiz rekreasyon alanı olacak. İkinci uygulama başlığımız ise, insanların doğaya nüfuzunu yönetmek. Yani şehrimizde yaşayan insanların kırsal alanlara doğal dengeyi bozmayacak, zarar vermeyecek şekilde erişimini sağlamak. İzmir’in çeperinde 35 tane Yaşayan Park kurma çalışmamız, bunun en önemli örneklerinden biri. Yaşayan parklar, normalde birbirinden ayrı sürdürülen üç kullanım şeklini bir araya getiriyor: Ekosistemi koruyor, tarımsal faaliyetler içeriyor ve vatandaşlarımızın yeşil alan ihtiyacını karşılıyor. Üçüncü başlığımız, İzmir’de döngüsel ekonomiyle ilgili çalışmalarımız. Kent ve kır arasındaki bağı kurmanın en önemli yollarından biri, şüphesiz ekonomik bağlantıları güçlendirmek. İzmir Tarımı ile, kuraklık ve yoksullukla aynı anda mücadele ederek İzmir’in döngüsel ekonomisini güçlendirmeye gayret ediyoruz.

Son yıllarda iklim krizinin olumsuz etkileri, yaşamın her anında hissedilir hale geldi ve ciddi bir kuraklık tehlikesi yarattı. Öte yandan yoksulluk, pandemi ile birlikte çok daha derinleşti. İzmir Tarımı ile attığımız adımlar, bu iki sorunla mücadelede somut çözümler sunuyor ve Türkiye’de ilk defa döngüsel bir tarım ekonomisi inşa ediyor Döngüsel ekonominin diğer bir ayağında, katı atıklardan elektrik üreten sistemleri il genelinde yaygınlaştırıyoruz. Çöpü bir atık değil, ekonomik bir kaynak olarak değerlendiriyoruz. Son uygulama başlığımız, İzmir’deki kırsal alan ile metropol alanı arasındaki kültürel bağlantıları güçlendirme hedefimiz. Şehir merkezinden kırsal alanlara uzanan beş İzMiras Rotası, bunun en önemli örneklerinden biri. Bu rotaları inşa ederek, şehir merkeziyle kırsal alanın kültürü arasında bağ kurmayı ve sosyal açıdan birbirinden kopuk farklı mahalleleri birbiriyle buluşturmayı hedefliyoruz. Şehir içerisinde yürüyüş ve dinlenme alanlarını çoğaltarak mahalle kültürümüzü yeniden tesis ediyoruz. Kenti, yeşil koridorlarla kesintisiz olarak kırsal alana bağlıyoruz.”

DOĞAL AFETLERE DİRENÇLİ BİR ŞEHİR OLMAYI AMAÇLIYORUZ

2020 sonunda İzmir Büyükşehir Meclisi’nde onaylanan “İzmir Yeşil Şehir Eylem Planı” ve “Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı” başlıklı iki önemli çalışmayı tamamladıklarını dile getiren Başkan Soyer, “İklim Eylem Planı ile Büyükşehir Belediyemizin tarafı olduğu Başkanlar Sözleşmesi kapsamında ve AB’nin Paris İklim Anlaşması niyet beyanına uygun biçimde, İzmir’de 2030 yılına kadar sera gazını yüzde 40 azaltmayı hedefliyoruz. İzmir Yeşil Şehir Eylem Planı ise, gururla ifade etmeliyim ki Türkiye’de ilk defa İzmir için hazırlandı. Bu iki planın özeti mahiyetinde olan Doğayla Uyumlu Yaşam Stratejimiz, İzmir’in bu alandaki tüm eylemlerini bütünleştiren bir ufuk tarif ediyor ve 25 yenilikçi proje örneği sunuyor. Bu projelerin çok daha fazlası, Yeşil Şehir Eylem Planı ve İklim Eylem Planı’mızda yer alıyor.Tüm bu çalışmalarımız sonucunda şu üç noktaya varmayı hedefliyoruz: Doğal afetlere dirençli bir şehir olmak. Refahı artırmak ve adil paylaşımını sağlamak. Biyolojik çeşitliliği korumak” olduğunu belirtti.

Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Whatsapp İhbar